27 Nisan 2017 Perşembe

2 şarkı, pardon 3.
Sezen Aksu - Farkındayım
Hümeyra - Kirli Beyaz Kedi
Sarah Jaffe - Clementine
Eğer şu zamansız hayatta bir kitap yazacaksam bu kesinlikle Çindeki İlkizle ilgili olur. Bu üç şarkıda çindeki hislerimin kısa özeti olur. İnsan kendine ne kadar uzakmış meğerse. Buradaki kaçıncı günüm, kaçıncı hissim bilmiyorum. Şu an için bildiğim şey bu yazıyı yine yolda yazıyorum. Hem yürüyorum hem yazıyorum. Kaç kere oturdum bilgisayarın başına, kaç kere farklı farklı defterlerde başladım yazmaya. Devamı gelmedi hiç. Sanırım yolda olmak ruhumu rahatlatıyor, beynim dinleniyor da yazabiliyorum. Geldiğimden beri ilk defa uyuyamadım. Düşünmekten, gerçekten düşünmekten uyuyamadım. Beynim tüm gece boyunca RAM'den yedi. Gerçekten. Durmadı. Bir ara ciddi anlamda delirdiğimi düşündüm. Bir şekilde sabaha karşı biraz uyudum derken alarm çaldı. Ders var malum. Comprehensive Chinese. Sonraki derste vize. Kapattım alarmı kurdum bir saat sonrasına sınav var diye. Kalktım, gittim sınava. Sınav bitti, burada Özbek bir kız arkadaşım var onunla önceden sözleşmiştik perşembe günü sınavdan sonra "girl day" yapalım diye. Malum kız özbek/rus takma tırnaktır ojedir kınadır kızın doktora alanı. Bir de güzel yapıyor ki sormayın. Sınav bitti girdik kolkola gidiyoruz kızın evine doğru. Ben yurtta kalıyorum o Donghe ( ayrı bir yurtlar/ chinese street food yeri) da evde kalıyor. Çinde beni en çok mutlu eden şey her türlü bakliyattan ve kuruyemişten süt yapmayı öğrendim ve bir kaç tane böyle kilolarca yiyebileceğim mıhteşem yemekleri var. Neyse ben kendime değişik bir pirinç sütü ve bunlarn zongzi (粽子)dedikleri çok geleneksel bambu veya nilüfer yaprağının içine sticky rice ve çin hurması ( etle yapılanı da var ama malum sadece ot yemekten yakında yeşile dönecek derece vegan oldum burada) doldurulup buharda pişirdikleri efsane bir şey var. Bir de ondan aldım, domates salatalık kahvaltım tamam! Ben küçük küçük onları yerken Guli de ojeleri falan hazırlıyor. Ojeleri sürdük çat pat sohbet ettik ( ingilizce çok az biliyor, özbekçe-rusca-çince anlaşmaya çalışıyoruz ama efso anlaşıyoruz, neden? Çünkü yakın kültür, kıps). Bir de kına yaptı elime, sarıldık öpüştük ben yurda dönmeye yola koyuldum. Bu Donghe da her şey var. Benimde sebze zaafım olduğundan mavavı gördüğüm gibi yurda dönerken yine sebze aldım. Tabii gözler çekik olmadığından burda süperstarım, bir de lokal yaşadığımdan ötürü daha da tatlışkoyum bunlar için. Şimdi tüm bu luzumsuz bilgileri neden anlatıyorum dimi? Azıcık daha baş şişireyim. Giriş-gelişme-sonuç bize öyle öğrettiler değil mi? Gelişmedeyim hala. Yurda geldim, bu arada Beliz'in bugün ikinci teog'u var. Yolda yürürken ona bol bol güzel enerjimi gönderdim. Okulda da bi etkinlikler var ama anlayamadım ne olduklarını. Elimde de sebzeler var bakamıyorum. Neyse vardım yurda, hemen 2 domates yuvarladım, çamaşırlarım vardı onları topladım, yatağımı topladım, toz aldım ve başladım ağlamaya. Öğle namazı vakti gibi öğle vakti ağlama zamanımdı çünkü :D. Diyorum ya insan kendine ne kadar uzakmış diye, işte her ağladığımda - ki günde 2 şer defadan sayarsak 6 aya yakın zamana tekabül ediyor- kendime bir adım daha yaklaşıyorum. Burada iki defa iş teklifi geldi. Restorant açmak üzerine. Dans etmek ve yemek yapmak benim için gerçekten büyük bir tutku. Burada dans mans yok o konuda kafayı yedim zaten, ama arada yemek yapabiliyorum, o konuda biraz daha rahatladım. Ancak kendi restorantımı/tango cafe mi açmak ilerideki hayalim, bilen bilir. İleride dediğim 40-45de. Hayal için insan çalışmalı, paranın yanında kurmak istediğim bir aile ve doğurmak istediğim çocuklar da olunca listede 40-45 yaş en ideali hem maddi açıdan hem manevi açıdan diye düşündüm hep. Hatta çine gelme sebeplerimden biri de bu hayal yolunda adımlarımı hızlandırmak içindi. Evdeki hesap çarşıya uymadı veya uydu. İşte beynim neden durmuyor, cevabı bildiğim halde neden aklıma ve kalbime mukayet olamıyorum?
Buraya geldiğimden beri kendimle ilgili keşfettiğim ilk şey kesinlikle evcimen bir insan oluşum. Kendimi özgür ruhum ben diye tanımlarken baya ev kedisi olarak buldum. 
1. Kendini kaybetmeden bulamıyorsun. Burada kendimi defalarca kaybettim ve defalarcada aynı yerde buldum. Dünyanın neresinde olursam olayım, evim neresi olursa olsun, kafamdaki düşünceler, kalbimdeki hisler bulanık ve havadayken evsizim. Benim evim sevdiklerimmiş, sevdiklerimle paylaşmakmış.
2. En çok istediğim hayal meğerse bir yanılsamaymış. Hayali hayal yapan istekten ziyade onu başarma yolunda izlediğin yolun seni mutlu edip etmemesiymiş.
3. Mutluluk da mutsuzluk da SADECE bizim içimizde kendi kendimize yarattiğimiz bir şey değilmiş. İki ruh halide kesinlikle iç huzurla bağlantılıymış. Andan keyif alabilmekse "çocuğun olunca anlarsın" hissi gibi sadece ama sadece deneyimleyip yapacağın veya yapamayacağın bir şeymiş.
4. Mesafeler kafada değil gerçekteymiş. Kafanda olan mesafe kendine olan mesafeymiş.
5. Duygusal zeka seni sen yapan kişiliği bulmak için dinlemen gereken zekaymış. Duygusal zeka hayattaki aşk kavramını gerçekten anlayabilme yolundaki gerçek zekaymış.
6. Kalp gerçekten acıyabiliyormuş. Kolunu bir yere çarpınca acır ya hani canın, kalbe de yalnızlık vurdumu bir kere acıyormuş gerçekten.
Tüm bunlar aklımdan kalbimden geçerken tüm sorularımın cevabını kendime yavaştan vermeye başladım. Şu saatten sonra ne yaparsam yapayım, artık yalnız yapmak istemiyorum. Yalnız geldik yalnız öleceğiz klişesindeki yalnızlıktan bahsetmiyorum. Hayat, gerçekten paylaşınca güzel. Yukarıda gelişme bölümünde yazdıklarımın hepsi işte bu noktaya gelebilmek için yazdığım şeylerdi. Çin evet, bir çok açıdan bana göre çok korkunç. Ancak aynı zamanda da güzelliklerle dolu. Çevrem güzellikle dolu, yemyeşil dağların arasında okulum, her yer bambularla dolu, ırmaklar, nehirler, bilirsen yemekler...çok çok güzel şeyler var. Ancak bir tek bana var. Bana ben olmak yetmiyor. Ben paylaşmalıymışım meğerse. Hayatta beni gerçek anlamda mutlu eden şey, sevdiklerimde geçirdiğim güzel anlar, paylaştığım hislermiş. İlkiz, ilk kez kendine kendini itiraf etti çinde. Bu sebepten ötürü çin benim için hep özel olacak.
Para, gerçekten birçok şey için önemliymiş. Sağlık için, sahip olduğun yaşam standartını korumak için, sevdiğin şeyleri yapabilmek için vs vs... Hayal için bir tek sen yetersin, gerçekleştirmek için bir çok şeye ihtiyacın olabilir. Hayalin gerçekleştiği zaman çok mutlu olabilirsin. Olmayadabilirsin. 
Ben geldim, gördüm, denedim, hayalime yaklaştım ve anladım ki köklerim çok derinmiş. Her gün şikayet ederek geldiğim şehrimi, ihmal ettiğim ailemi, sevmediğim tükürük köftesi kokusunu seviyormuşum. Hem de çok seviyormuşum. Savaşmayı tercih etmedim şikayet ettiklerim için, kaçtım. Artık kaçmayacağım, karnım tok sırtım pek. Vakit savaşma vakti. Şikayet ettiğim her şey beni ben yapan şeylermiş. 
Kendimi 5-10-15-20... sene sonra nerede görürüm bilmem, hayat bu. Ancak nasıl görmek isterim sorusuna bir cevabım var..
Sağlıklı, huzurlu ve sevdiklerimle beraber mutlu bir şekilde görmek isterim. Şimdi gidin en yakınızdaki en sevdiğiniz kişiyi ya öpün sarılın ya da arayın/ yazın seni seviyorum diye. 
Kirli beyaz kedi kendini gözyaşlarıyla yıkamadı anacım kırkladı kırkadı.
Hepinizi kalbinizden öptüm. 
再见