Ben bilmezdim bu yonlerimi hic. Bu kadar gucsuz olabilecegimi, bu kadar yalniz, caresiz, dilsiz, sevgisiz... bu kadar kızgınlığı ve nefreti de bilmezdim. Yağmur yağıyor, şehirden yurda dönüyorum. O hep bıktığım ve kaçtığım trafikten keyif almayı öğrene öğrene haftanın neredeyse 3-4 günü 19 kilometre yolu 1,5 saatte, metrobüs kıvamında ve bizim eski iett otobüslerinden hallice otobüslerle sırf dans etmek ve birazda hayata bağlanmak için katediyorum. Otobüse binen herkesten nefret ediyorum, kendime bunu neden yaptığımı soruyorum, insanların bana uzaylı gibi bakmasına alışmaya çalışıyorum ve sonunda otobüse anneannesinin kucağında binen bir bebeği görüp bunu sen seçtin diyorum. Ben gerçekten bilmezdim bu kadar kalbimin acıyacağını, bu kadar ağlayacağımı... bilseydim eğer, en azından azıcık öngörseydim yemin ederim adımı atmazdım. Inanın ki söylemek çok kolay, herhangi bir şeyi, herhangi bir yerde herhangi bir şekilde söylemek çok kolay. Eleştirmek, yorum yapmak, konuşmak, konuşmak ve susmak bilmemek.. çok kolay. Çok kolay diyorum çünkü bunların hepsini bende yaptım. Çok bildim çok okudum çok konuştum. Hiçbir şey bilmiyormuşum meğerse.. sizde emin olun hiçbir şey bilmiyorsunuz. Sanırım bu yolculuk benim kendimi bulmam için çıkmam gereken bir yolculukmuş.. nasıl yorgunum biliyor musunuz? Yağan her yağmur damlası sanki şu zamana kadar döktüğüm tüm gözyaşları gibi.. benim üzerime yağmıyorlar. Bir kaç olay dışında ne kadar boşuna dökülmüş gözyaşlarıymış meğerse. Şimdi nerden mi biliyorum gerçek olduklarını size söyleyeyim. İnsan ağlar, içine ağlar, dışına ağlar ama hiç kendine ağlamaz. Ben kendime ağlıyorum. Her sabah, öğle, akşam alıyorum kendimi karşıma, kendime ağlıyorum. Sen kimsin İlkiz / 晗妍 ( arada artistliğimi yapıp çince ismimi de yazayım) diyorum. Ne yapmak istiyorsun, cevapların burada mı, mutlu musun, hayat sana mı zor bir tek, ne dertler var kendine gel, şımarma ne istiyorsun, hangi yoldasın, neden bu yoldasın ve milyarlarca soru aklımdan akıp geçerken benim gözyaşlarım kuruyor. Yanaklarım kurumuş gözyaşlarından gerilip tekrardan ağlamaya başlayınca canım acıyor. Aklınıza gelebilecek sevdiğim her şeyden uzağım. En önemlisinden en önemsizine. Ailemden, tangodan, yemek yapmaktan, çaydan kahveden, sarılmadan uzağım. Tüm bunların içindeyken göremiyorum güzellikleri, görmek istiyorum, tırmanıyorum, tam başımı uzatıp göreceğim ki bir uzaklık çekiyor bacağımdan. Ah diyorum şimdi yalnız olmasaydım/ ah diyorum burda bu ne güzel giderdi... kısır döngü sarıyor kendini başa. İnanın ki kaçtığım her şey, her şey! burada aklınızın alamayacağı kadar kat be kat fazla. Etrafıma bakıyorum, gerçekten bakmak için bakmıyorum, görmek için bulmak için bakıyorum. Ayağımın dibine tüküren bir amca, bağıra bağıra konuşan teyze, korna sesleri, insanlar ve iletişememek insanlarla görüntümü bozuyor, tam sinyali yakalamışken karıncalanıyor yine ekran. E sende görme dimi onları? Evet demek gerçekten çok kolay, ay dert ettiğin şey bu mu demek ve yapılan veya yapılacak olan her yorum gerçekten çok kolay. Mesela şu an bindiğim otobüse hamileliğinin ilk aylarında bir kadın binmiş olsa düşük yapar, yollar o kadar kötü ve otobüsün eskiliği de cabası. Ha beni neden rahatsız ediyor bu dimi? Çünkü otururken kuyruk sokumumdaki ağrı otobüsün her bir çukura girip çıkışında beynime vuruyor. Bu ağrı ise yurda yerleşirken her şeyi kendi başıma (yatağımı 1 km yol yürüyerek yurda taşıdım, inan ki en kolayıydı. Odamı ise 5 günde temizledim) yapmaya çalışırken belirdi. İşte böyle oluyor, dans ettim, haftasonu arkadaşımı ziyaret ettim, dans sonrası sevdiğim insanlarla gayet güzel bir yemek yedim -bilen insanlarla yemeğe gidince çin mutfağı gerçekten çok güzel-, mutlu olmam gerekiyor dimi? Olamıyorum çünkü hayat, matematikteki iki bilinmeyi denklemi çözmek gibi bir şey değilmiş. Olamıyorum, çünkü kendime yolculuk yapıyorum, dinliyorum, anlamaya, sıkıntısını beklentisini çözmeye çalışıyorum. Çalışıyorum.. Daha doğru kelime kullanayım, çabalıyorum. Meğerse ne zormuş insanın kendine yolculuğu, cevaplar ne kadar önemsiz sorular ne kadar kıymetliymiş. Cevaplar senin bilmişliğin, ruh halinmiş. Doğru/ yanlış cevap yokmuş, doğru yanlış yokmuş, sadece yol varmış.
Bu yolu donatacağım, içine en çok sevgi ve paylaşma koyacağım. İnanın ki en sevdiğiniz, sizi mutlu ettiğini düşündüğünüz veya en istediğiniz şeyi yaparken yalnız siz varsanız, o şey sadece alınacaklar listesinde tik attığınız yoğurttan başkabir şey değil.
Çinperest
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder